· Gezi
Hollanda
İlk defa vize alma sürecini bu tatilimizde yaşadık. İnsan vize süreciyle uğraşırken çok sinirleniyor, çok kızıyor. Kızmakta da haklı aslında. Neyse buralara çok girmeden 40 sayfa dosya ile vize randevusuna gittiğimizi anlatmadan başlayayım tatili özetlemeye. Uçuşumuz öğlen saatlerinde Roterdam’aydı. Güzel, sakin ama heyecanlı bir uçuştu. Roterdam’a indik, vize kontrolünde bir sürü soruyu yanıtladık ve ülkeye nihayet girdik. İndiğimizde bir çok Türk olduğunu hatırlıyorum, bir çoğu da orada yaşıyordu, tatil için gelmemişlerdi. Orada yaşayan bir ablaya, nasıl Amsterdam’a gidebileceğimizi sorduk, tarif etti sağolsun. Biletimizi aldık otobüse bindik, bir kaç durak gidip sonrasında google haritalar yardımıyla Amsterdam’a giden tren’e bindik. İlk heyecanı atlattıktan sonra trenin ne kadar güzel ve temiz olduğunu farkettiğimizi hatırlıyorum. Gidenler bilir NS’nin trenleri çok konforlu ve temizdi. Yaklaşık bir 45 dk’lık yolculuktan sorna bol yağmurlu bir Amsterdam gününde trenden indik. Allah’tan otelimiz indiğimiz durağa çok yakındı ve kısa bir ıslak yürüyüşten sonra otele kolayca ulaşabildik. Rezervasyonumuzu kontrol ettirdik ve odamıza giriş yaptık. Temiz, küçük, şirin bir odaydı. Hemen üstümüzü değiştirip kendimizi dışarıya attık. Az önce indiğimiz istasyondan tekrar NS trenlerinden birine binip, Amsterdam Merkez İstasyona 5-10 dakika’da ulaştık. İstasyondan çıkar çıkmaz kendimizi bir bisiklet trafiğinde bulduk, bisikletliler (20’den fazla biiskletli) kendilerine ayrılmış yolda kırmızı ışıkta bekliyorlardı, bu bize çok garip ve komik gelmişti ama bu insanlar ulaşımlarını bisikletle sağladıkları için oldukça normal bir durumdu aslında. İlk gün Dam meydanına yürüyüp, biraz etrafı keşfedip, 3-5 kanalın önünde fotoğraf çekilip, birde meşhur patateslerinden yiyip akşamı ettik. Yine trenle otele döndük ve ertesi gün 30bin adım atmak üzere uyuduk :D