DÜNYA’YI GEZİYORUZ
Bu proje çocukluk hayalim olan dünya'yı gezmeyi içeriyor ama çocukluk hayalime ek bir güzellik var, o da canım eşim ❤️ Yaklaşık 1,5 yıl önce eşimle birlikte ilk defa Karadeniz turumuza çıkmışken, Gürcistan'a da geçelim diyerek başladık. Aslında ben daha öncesinde üniversitedeyken umre'ye gitmek amacıyla yurtdışına çıkmıştım ama bu pek sayılmaz çünkü gezme amacıyla gitmemiştim, birde tabii eşim yanımda yoktu. Gürcistan'dan sonra 8 farklı ülkeye daha gittik eşimle, tamamını detaylıca gezmedik, hatta bazılarını direkt gezmedik, sadece yol üzerinde bir uğradık diyebiliriz ama nihayetinde; bu ülkeleri gördük, havasını soluduk, suyunu içtik, bazen yemeklerini de yedik, bu yüzden listeye dahil ediyorum. Şimdi aşağıda, gezme sıramıza göre ülkeleri, deneyimlerimizi, yaşadıklarımızı, bize ilginç gelen şeyleri anlatmaya ve her ülkeden sonra bu listeyi güncellemeye çalışacağım. Bu yazılar, hem siz okuyanlar için belki bilgi verici, vizyon katıcı, belki hayal kurmanızı sağlayan yazılar olurken, hem de bizim için güzel bir dijital anı defteri olacak. Şimdiden keyifli okumalar :)
1- gürcİstan (batum)
Eşim aslen Rize’li, evlenmeden önce de Rize’yi görmemi çok istiyordu, sürekli anlatıyordu, çok beğenirsin, evlenince bir karadeniz turu yapalım, o yeşilliği gör istiyorum diyordu ve nihayet evlenince o karadeniz turuna çıktık. Sinop’tan başlayarak sırasıyla Samsun -> Ordu -> Giresun -> Trabzon -> Rize ve Artvin’i gezdik. Her şehirde 1’er gün kalarak hızlı bir tur yaptık, en son tabi ki Rize’de 3-4 gün kaldık ve oradayken hazır buraya kadar geldik, bir Gürcistan’a geçelim diyerek bizim yurtdışı serüveni başlamış oldu.
2- KOSOVA
Kosova çok kısa süre gezdiğimiz ve aslında çokta beğenemediğimiz bir ülke oldu. Uçuşumuz Priştine havalimanınaydı, indikten sonra çok küçük bir havalimanı ve şehre indiğimizi farketmemiz çok uzun sürmedi. Ancak özellikle Karadağ’ın fazlaca Türk turist çekmesi ve fiyatların uygun olması ile burası da turist alan bir bölgeydi. Kosova’da yaklaşık 2 gün vakit geçirdik, Prizren ve Priştine’yi gezdik. Gördüğümüz kadarıyla savaşın izlerini hala atamamış, özellikle mimari anlamda bir yenilenme sürecine girememişti Kosova. Burada bolca Türkçe konuşan kişiler gördüğümü söylemeliyim, pek tabii bu beklenen bir şeydi. Kosova’dan araç kiralayarak Karadağ’a doğru yola çıktık yaklaşık 5-6 saat bir yolculuktan sonra Karadağ’a vardık. Gelin orayı da aşağıda anlatayım 🙂
3- MONTENEGRO (KARADAĞ)
Kosova’dan araç kiralayarak Arnavutluk üzerinden Montenegro’ya yani Karadağ’a geçtik. Yolculuk güzel sayılırdı, biraz da heyecanlıydı. İlk defa yurtdışında araç kiralamıştık, gelmeden önce yollarda çok ceza yazıldığını duymuştuk, temkinli, tedirgin ama bir o kadarda heyecanlıydık. Muhtemelen gittiğimiz mevsimden kaynaklı, Karadağ’ genel anlamda çok sakindi. Kotor ise tam olarak emekli olup keyif çekilecek bir şehirdi. Tabii bunu en popüler mevsimde gidenlerden duyamazsınız muhtemelen. Karadağ’da yaklaşık 4 gün kaldık ve biz genel olarak Karadağ’ı çok beğendik. Daha çok Kotor’da vakit geçirdik ama Porto Montenegro’yu da çok beğendik, sahili küçük Monaco hissi yaşatıyordu, buarada Monaco’ya henüz gitmedim 🙂 Budva’ya ise küçük bir uğrayıp devam ettik. Budva, Kotor’a göre daha fazla şehirleşmenin olduğu bir bölge, Karadağ tatilimize bu beklenti ile gitmediğimiz için biz Kotor’u daha çok beğenmiştik. Bir gün vaktim ve keyfim olursa, Karadağ Gezi Rehberi tadında bir yazı yazarım. Eğer yazdıysam yazımı buradan okuyabilirsiniz 🙂
4- bosna hersek
2025 bizim için yeni ülkeler görme açısından bir dönüm yılı oldu. Bir çok farklı ülke gördük, Bosna Hersek’te onlardan bir tanesi ve aslında kültürümüz ve tarihimiz açısından da en önemlilerinden biri. Biletlerimizi direkt saraybosna’ya almıştık, uçaktan indiğimizde arkadaşlarımız bizi havalimanından aldı ve otele geçtik. Saraybosna gayet sıcak, bize hiç uzak olmayan bir yerdi. Burada bir çok tarihi mekanı gördük, en çok ilgimi çeken yerlerden biri de Güneş piramitleriydi. Eğer imkanınız olursa muhakkak görün derim. Büyük Giza piramidinden bile daha büyük ve eski bir piramitti. Saraybosnada 2 gün geçirdikten sonra Bosna’nın tek sahili olan Neum şehrine gittik. Burada kaldığımız otel, Hırvatistan sınırına 500 metreydi. Şaka değil gerçekten 500 metre ve buraya bayıldık, çok sakin, çok huzurlu ve denizi çok güzeldi. Neum’da aynı yerde tekrar vakit geçirmeyi isterim. Hırvatistan’ın burada bir adası var ve o adadan ana karaya bir köprü inşaa edilmiş ve bu köprü sebebiyle Bosna açık denizlere açılamıyor. Otelin manzarası da bu köprüyü görüyordu. Bizim için ilginç bir deneyim olmuştu. Bosna Hersek’ten sonra ilginç ve biraz gerilimli anlar yaşadığımız Sırbistan’a doğru yola çıktık.
5- Sırbistan
Bosna’dan sonra Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a geçtik. Burası daha önce gittiğimiz ülkelere göre biraz daha gelişmiş ve daha avrupai görünen bir ülkeydi. İlk gün genel olarak Belgrad ve Sırbistan’dan memnun kaldık. Burada ünlü ve tarihi mekanları gezdik, gördük en çok hoşuma giden de Nikola Tesla müzesiydi. Eğer vaktiniz varsa buraya kesin gidin derim. Ancak online veya önceden bilet alamıyorsunuz, kapısına gidip sıraya girmeniz gerekiyor ama en az 1 saat öncesinden sıraya girmenizi tavsiye ederim çünkü çok talep alıyor ve sıra hızlıca doluyor. İçeride bir sunumdan sonra Tesla kulesini deneyimleme şansınız oluyor ve kablosuz şekilde elektrik iletimini görebiliyorsunuz. Böyle bir deneyim yaşamak çok özel ve güzeldi. Belgrad’da çok fazla ırkçı bakışa maruz kaldık. Hatta dönmeden 1 gün önce kiraladığımız aracın yanındaki aracın camlarını kırmışlardı, sabah bağırış seslerine uyandık ve yandaki araçta kiralıktı, biraz olayı uzaktan izledikten sonra tamamen ırkçılık kaynaklı bir saldırı olduğunu farkettik. Turistler polis çağırmasına rağmen, polisin geldiğini görmedim. Bu olaydan önceki gün gayet sessiz ve normal bir şekilde otele doğru dönerken, camdan ayaklarımızın dibine bir cam şişe düştü. İlk başta yanlışlıkla olduğunu düşündük çünkü balkonda oturan bir çok insan vardı. Birisi elinden düşürdü heralde dedik. Fakat aynı günün akşamı aracı park etmeye çalıştığım sırada, eşim arabanın arkasına bakarak bana yardımcı olmaya çalışırken (aracın geri görüş kamerası yoktu 🙂 ) ayağının dibine bir cam şişe fırlatıldı. Bu sefer direkt çok yakınına düştü ve kasıtlı bir şekilde yapıldığı belliydi, şişenin fırlatıldığı yere doğru baktığımızda hiç kimseyi göremedik, şişeyi fırlatıp kaçmıştı. Sırbistan’da bu yüzden pek iyi bir deneyim yaşadığımızı söyleyemeyeceğim. Kılık kıyafetimize göre bizi yargılayan çok fazla insan olduğunu maalesef deneyimledik, halbuki gece hayatı ile ünlü olan bu ülkeyi biz önyargısız ve hoş görüyle karşılamışken, 2025 yılında hala kendisini geliştiremeyip, ırkçılık yapan sırp’lar adına üzüldüm.